26 Şubat 2009 Perşembe

fensiiiğ

non so cosa voglio fare? ...bilmiyorum bilmiyorum bilmiyorum...ne yapmak istiyorum? bilgisayar başında dönüp dönüp baktığım 3-4 site var..sonra içimdeki ses diyo ki bunları yapacağına git şunu şunu yap..ama canım istemiyor..keşke yapmam gerekenlerin farkında olmasaydım(!) içim daralıyo içimde patlamaya hazır bi su balonu var ..ojelerimi sildim,ben oje pek sürmem.bunu neden yazdığımı da bilmiyorum ama ben yazmak istiyorum ama üşeniyorum ben ben ben ben..boşluktayım düşüyorum..saçımı kazıtmak istiyorum,sokağa çıkıp yürümek ve insanların hepsinin benimle ilgilendiğini zannetmek,benim dışımda kimsenin gerçekten yaşamadığına inanmaya devam etmek istiyorum..benle konuşmadığı zaman donakaldığını beni görünce iletişime geçince hayatına devam ettiğini biliyorum senin! beklemeyi sevmiyorum..içim garip,sanırım ona bi renk verseydim krem rengiyle turuncu karışık bir renk verirdim..bugün gözlerim daha açık kahverengi ve yüzüm şiş,üstelik pizza yerken herkes bana baktı..atc görevlileri yanımdayken para atmadım bilet almak için..yıkansam mı yıkanmasam mı ona da karar veremedim..educare all'arte isimli kitapları yok etmeyi francucci'ye cevap vermek zorunda olmamayı istiyorum..bu akşam yapacaklarımı şimdi şuanda izlemek istiyorum.çabuk beni arayın.uscita nerde? sortie de olur.ben öğrenirim ki istesem.

25 Şubat 2009 Çarşamba

in these shoes? no way jose.


*çok tembelim.yapmam gereken şeylere çok kötü mazeretler bulurum ama kendimi biraz da olsun rahatlatırım.


**kendime biraz olsun normal gelen şeyler bir x kişisini şaşırtıyorsa benim de kafam karışır,bütün gün bunu düşünürüm..başkasına sormasam,kendi fikrimle yaşasam?


***orda kimseyi görmek istemiyorum ama görüyorum..yolumu kesiyolar,engelleri hızlıca atlasam veya mantar kafaları patlatsam birazını yok eder miyim?


****" burnun sürtülmesi " benim üzerimde araştırılabilir bir konu,gelin görün ki sürtse de akıllanmıyorum ben.


Mor maymunla gezdim bugün,fotoğraflar çektik.ama pek beğenmedik.hava fena değildi ama biz pek modumuzda değildik.

Bi de size şey demek istiyorum:


"No le gusta caminar. no puede montar a caballo

Como se puede bailar? es un escandolo"


ha-ha-ha!

22 Şubat 2009 Pazar

pazar günleri daha yalnız hisseder(di)


hayır belki gerçekten uğraşıyordu..bence çok az şans verse kimse ölmezdi..normalden büyük gözleri varsa,duyguları biraz daha açık maviyse ,ayakları da biraz korkutucuysa,bunu değiştirebilir miydi? hemen de unuturdu,hareketli bi müzik açıp aynada kendini izlerdi.Hayaller kurardı çoğu zaman da kendiyle çelişirdi ama iyiye uğraşırdı..pozitifim derdi ama hemen de morali bozulur kötü şeyler düşünürdü..ama az da olsun haklı değil miydi? az daha şans verse kimse ölmezdi..


17 Şubat 2009 Salı

?vats dı metır


rush rush got the ye'yo?buzz buzz gimme ye'yo!

çok sinirliyim,neden sinirli olmak zorundayım? anneannem sanki birazdan gelip "bu yaşta ne bu sinir" dicek diye bile daha çok sinirleniyorum.Bugün kimseyi görmesem,"emanetçi"lere bıraksam lazım olanları? olmaz mı? lütfen.

-Bünyem birden fazla değil bir kişinin bile üstüme gelmesini ve zorunlulukları kabul etmiyor sevgili Benedetto,sen de bana hak vermiyor musun? -

*Hayali karakterlerin beni iyi hissetirmesini seviyorum.

*"Başka insanların dediklerini takmıyorum" zırvasına inanmıyorum.İçten içe takıyorum,üzülüyorum evet.

İçmeden sarhoş olmak istiyorum ? Sadece yemek yemek istiyorum.
Asi bir gencim evet.15 yaş bunalımlarındayım.

13 Şubat 2009 Cuma

we got all this love to give(?)


Geçen sene bugün ne yaptın?Gelecek sene bugün ne yapacaksın? gibi şeyler düşünürüm ben.Bugün ne kadar mutlu olduğumu söyleyebilirim,yarın somurtmayacağıma söz veremem.Şimdilik şimdiyi yaşarım,belki sonra geçmişte yaşarım.

Herkesi heyecanlandıran şeyler beni de heyecanlandırıyordu ama artık daha az heyecanlandırıyorlar.

Küçük gezintilerim yarından itibaren başlıyor.Hayata bakışım şimdiden değişiyor.

Gözlerim yanıyo.

Geriliyorum: ışık kapalı,insanlar uyumaya çalışıyorlar,klavye sesleri yankılanıyo ama ben durmak istemiyorum.

10 Şubat 2009 Salı

you're free.


Parasızlık üzücü bir şey sevgili insanlar..para harcamamanız lazımken ismi lazım olmayan o en sevdiğiniz mağazaya gidiyorsunuz ,gözünüze bir sürü şey kestiriyorsunuz sonra da kendinizi uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz bu alışverişten -bok atarak-" zaten rengi de çok koyu bee hem de pahalı,aynısını terkosta bulurum ben" gibi cümlelerle kendi kendinizi avutmaya çalışırken bir ses duyuyorsunuz "coz you're free to do what you want to do.."gibisinden ve "işte hayat böyle bir şey insanlar,zaman geçip giderken para denen bu zırvaya ben önem vermem,ay ken du vatevır ay vant" deyiveriyorsunuz birden..işte burdaki etken mağazalarda çalan müziklerin verdiği gazdır.Evet çok iddialı konuştum ama aldım mı? hayır.İçimde kaldı mı?evet.Ama olsun nasılsa aynısını bulurum ki ben..

seviyorum:"özgürlük" düşüncesini.O zaman sizler için geliyor-->"Freedom's just another word for nothing left to loose.." (J.J.)
sevmiyorum:erteleme huyumu.

P.s.: Bugün devasa büyüklükte bir pizza siparişinde bulundum.Gerçekten BÜYÜK!Döndüğüm zaman bunu özleyeceğim.Neden neden neden bizde de pizzalar böyle değil?? Pizzeria Due Torri sen çok yaşaaa! lay lay layy..

9 Şubat 2009 Pazartesi

love foolosophy.


ne acaip şeydir buu?? farkında olmadan ekrana bakarken boş boş gülmek..ya da hemen silmek..sevmiyorum ben tutarsızlıkları..bir süre alınan yeterli dozla idare ediyorsunuz hatta anın verdiği gazla,aslında o kadar etkili olmayan uyarıcıyı olmayan artı özellikleri ile görüyorsunuz (o an arka plan "bulanık" oluyor)..birinden rica etsem beni şöyle bir dürtebilir mi ki..?hayır hiç mi ders almıyor insanoğlu? yok yok..bir de kendini kandırma dediğimiz bir olay var -biri beni mi çağırdı?-.İşte orda ben ortaya çıkıyorum ve şovumu sergiliyorum," kendin için yapıyosun canııığğm " desem de cık.yok.Biliyorum olmayacağım ben adam.

stop that train.


Stop that train,i'm leavin'..It wont be too long whether Im right or wrong..


Roma'ya gitme yollarını araştırıyorum.Bulunduğum şehirden bayaa uzakta kalmakta,bu yüzden yolculuk biraz pahalı sevgili arkadaşlarım..ama ama ama ben durmadım,araştırdım ve bunu da çözdüm,mutluyum.3-5 gün içinde arkadaşım gelecek,beraber birkaç şehir gezicez,gezmeyi seviyorum hele de treni çok seviyorum..Trende insanların Türkçe konuştuğumuzu duyunca yüzümüze uzaylı gibi bakmalarından da garip bir zevk alıyorum,dili anlamayınca yabancı olduğumuz için kendilerini görünmez zannetmelerine,bizi bariz bir şekilde süzmelerine de gülüyorum.(Her Türk'ü bıyıklı ve esmer zannetmek,duyduklarına inanamamak)..Trende kitap okuyorum,aypodumla sevgili müziklerim eşliğinde dışarıya bakmayı- potansiyel korku filmi çekilesi alanları gözüme kestirmeyi-,trenin gittiği yönün tersine doğru oturmayı da çok yapıyorum,onları da seviyorum.Bir de herkes mızıka çalsın istiyorum....
BUGÜN;
sevmiyorum: gün saymayı.
seviyorum: " old habits die hard " dinlemeyi..KısıTlı olan zamanımı "kısıtlı" olduğu için değil de,içimden geldiği için güzel değerlendirme fikrini..

it ain't me babe.


"warming by the devil's fire" isimli bir filmim var.İzleyeceğim şimdi,kendimi kötü hissettiğim zamanlarda iyi geliyor bu tip kendime zaman ayırmalar..bir de bazen bi şarkı takılır ya kafana,durduramazsın sürekli onu söylersin,o sırada yanında birileri varsa da "yeteeer,ne bu sabahtan beri" gibi replikleri de duyman olasıdır..ben de birkaç gündür buna taktım:

Go 'way from my window,
Leave at your own chosen speed.
I'm not the one you want, babe,
I'm not the one you need.
You say you're lookin' for someone
Never weak but always strong,
To protect you an' defend you
Whether you are right or wrong,
Someone to open each and every door,
But it ain't me, babe,
No, no, no, it ain't me, babe,
It ain't me you're lookin' for, babe....